Translate

2 Haziran 2012 Cumartesi

Sardunyalarım, Izgara Tavuk ( İspanyol Mutfağı )




Bodrum'da her türlü sebze ve meyvenin olduğu bir bahçe , salondan büyük çeşit çeşit çiçeklerin yetiştiği terası olan bir evden, İstanbul'da küçük bir balkonu ve çiçek koyulabilecek pencereleri olan bir eve gelince bu gördüğünüz sardunyalarla idare etmek zorunda kalıyorum. Ama güzel değiller mi? Her sabah ilk işim çiçeklerimle uğraşmak, ( Balkonum da aynı renk sardunyalarla dolu) onları sulamak, gübrelemek. İlgi gördükçe güzelleşiyorlar bence. :))


Tavuk Izgara ( İspanyol Mutfağı )



Gene eski defterlerimden dört yıldızlı bir tarif paylaşıyorum sizinle. Rahatlıkla söyleyebilirim bu blogda paylaştığım en lezzetli yemek oldu. Mutlaka deneyin ve lütfen düşüncenizi benimle paylaşın. Tavuk, krema, mantar, taze fesleğen, ceviz uyumu muhteşem oldu. Aslında fesleğeni çok seviyorum ama aroması çok yoğun olduğu için miktarı çok iyi ayarlamak gerekiyor. Bu yemeğe çok yakıştı. Yanlız lavaşı yapmayı öğrenmem hiç iyi olmadı, kahvaltıda, yemekte her şartta yapmaya başladım, bunun kilo olarak ne şekilde döneceğini kestiremiyorum. :))




Lavaşın Malzemesi:


1 su bardağı un
1 su bardağı yoğurt
2 tatlı kaşığı kabartma tozu
1/2 tatlı kaşığı tuz
Tereyağı


Tarif:


Unu, kabartma tozunu, tuzu harmanlayalım. Yoğurdu ekleyip iki dakika yoğuralım. Ele yapışmayacak bir hamur elde edelim, gerekirse un ilave edelim. Üzerini streç ile kapatıp buzdolabında en az iki saat bekletelim. Buzdolabından çıkardıktan sonra hamuru parçalara ayıralım ve unlanmış zeminde merdane ile hafif açalım. Teflon tavaya biraz tereyağ sürelim ve her ekmeği teker teker önlü arkalı kızarıncaya kadar pişirelim. Sıcakken servis yapalım. Ben yaptığım tavuk ızgaranın altına koydum. Kremalı, fesleğenli sosu çekti ve nefis bir lezzet oldu.



Tavuk Izgaranın Malzemesi:


4 adet tavuk göğüs
1 çorba kaşığı sıvıyağ
200 gram kadar ıspanak
1 adet kuru soğan
10 adet mantar
1/2 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
Bir kaç dal taze fesleğen
1/2 su bardağı ceviz
1/2  paket krema
Tuz, karabiber













Tarif:


Tavuk göğüs etlerinin döverek açalım.
Tavaya sıvıyağı, küçük doğranmış soğanı koyup kavuralım. İrice doğradığımız mantarları tavaya alalım ve kavurmaya devam edelim. İnce kıydığımız ve çok iyi yıkayıp süzdüğümüz ıspanakları ekleyelim ve iyice soteleyelim. Tuzunu ve karabiberini ayarlayıp ocağı kapatalım.
Tavuk göğüslerin içine ıspanaklı harçtan koyalım, üzerine rendelediğimiz kaşar peynirini yayalım. Rulo şeklinde sarıp ızgarada pişirelim.
Fesleğen ve cevizi blendırdan geçirelim. Kremayla karıştırıp, küçük bir sahanda ısıtalım.  Servis tabağının altına lavalarımız yayalım. Üzerine ızgara tavuklarımızı koyalım. En üste de fesleğenli kremayı dökelim ve sıcak sıcak servis yapalım. Afiyet olsun.






31 Mayıs 2012 Perşembe

Kasede Ayran - Fırında Peynirli Köfte ( Yunan Mutfağı )

Bugün Aksaray'da bir işim vardı. Canım lahmacun istedi, temiz görünen bir yere girdim, iki lahmacun ve ayran siparişi verdim. Masaya hemen közlenmiş patlıcan salatası, içli köfte,  acılı ezme, sumaklı soğan, nar ekşili cevizli salata, roka , maydanoz söğüş, turşu geldi. Bazı Adana kebapçılarında da bu kadar olmasa da önceden yeşillikler geliyor ama alt tarafı lahmacun söyledim. Sonra ayran geldi, büyük bir kasenin içinde ve kepçeyle. :)) Geçen gün bir blogda görmüştüm aynı yer mi bilmiyorum. Hatta orada ayrana çok imrenmiş ve yorum bile yapmıştım, ama hangi blog hatırlayamıyorum. Ayran geldi de nasıl içmem gerekiyor? Çorba gibi içindeki küçük kepçeyle mi, kafaya dikerek mi? Valla çağırdım garsonu, sordum. :))  Köpükleri kepçeyle iç , sonra da kafaya dik dedi. Aynen öyle yaptım. Bu arada çok komik bir hesap geldi. İnanılır gibi değil.


FIRINDA PEYNİRLİ KÖFTE ( YUNAN MUTFAĞI )














Yunan mutfağından devam ediyorum. Aslında tesadüf oldu. Derin dondurucuyu boşaltmak istiyorum artık, hala geçen seneden bezelyeler, dondurmalar falan var. Dipte bir yerde  bir paket kıyma kalmış. Onu ne yapabilirim diye araştırırken defterimde bu tarife rastladım. Aslında özellikle sosu konusunda tereddüt yaşadım. Kırmızı soğan, bal, yoğurt gibi alakasız bir beraberlik. Ama önceden denenmiş ve yanında dört yıldız var. Yani çok beğenilmiş. Hiç değiştirmeden yaptım tarifi ve süper oldu. Eğer değişik tatlara açıksanız mutlaka deneyin derim.












Malzemeler:


1/2 kilo biraz yağlı kıyma
1 çorba kaşığı domates salçası
1 çorba kaşığı yoğurt
2 diş ezilmiş sarımsak
1/2 bardak galeta unu
1 adet yumurta
Tuz
Karabiber
100 gram sert beyaz peynir




Sosu:


1 su bardağı yoğurt
1 yemek kaşığı şarap sirkesi ( Ben nar sirkesi kullandım )
1.5 tatlı kaşığı bal
1 adet salatalık
1 adet kırmızı soğan
Nane yaprakları
Tuz
Karabiber













Tarif:


Peynir hariç bütün malzemeyi iyice yoğuralım. Üzerine streç sararak bir saat buzdolabında bekletelim.
Kıymayı dolaptan çıkaralım, cevizden biraz küçük parçalar koparıp avucumuzda bastırıp iceltelim ve tam ortasına küp küp doğradığımız beyaz peynirden koyarak elimizde yuvarlayalım.
Fırın tepsinie yağlı kağıdı serelim. Köftelerimizi üzerine dizelim. Önceden 180 dereceye ısıttığımız fırında yirmi dakika kadar pişirelim. On dakika sonra köfteleri çevirelim.

Sos için yoğurda sirkeyi, balı, tuzu, karabiberi koyup karıştıralım. Salatalığı alacalı soyup, çok ince yuvarlak olarak keselim.Kırmızı soğanı da aynı şekilde doğrayalım. Naneleri şeritler halinde keselim. Soğanı, naneyi, salatalığı da yoğurda katarak iyice karıştıralım.
Servis yaparken sosu, köftenin yanına koyalım.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

USLA'da Maria ( Maria'nın Bahçesi'nden)

Maria'yı tanımayan yoktur herhalde. Ama yakından tanıyınca sevimliliğine, cana yakınlığına, sempatikliğine, mütevaziliğine şaşmamak elde değil. Bu kadar uluslararası üne sahip birisi bütün insani değerleri de beraberinde taşıyor. Yunan'lı ama içimizden biri olmuş. Zaten USLA'da bütün personel inanılmaz cana yakın. Şeflerim Korhan Büyüksuda ve Başak Oğuztüzün'ün müthiş kariyerleri dışında herkese ayrı ayrı gösterdikleri ilgi, yardım olağanüstü. Korhan şefime facebooktan bir tarif veya başka bir şey soruyorum, anında cevap geliyor. Aslında ne kadar meşgul olduğunu, zamanla yarıştığını biliyorum. Bugün fotografları paylaşıyorum.









Korhan Büyüksuda şefim ve Maria. Enginar dolmasıyla haşır neşirler.








Enginarın dolma olacak hali aslında bu. Ama çok zahmetli olduğundan bir tanesi böyle oldu. :))









Bu da diğer enginarlar. İçleri dolduruldu.










Tencerenin dibinde elme dilimleri. İlginç değil mi?









Üzerine iri iri doğranmış mantarlar dizildi.










Havuçları da koyduktan sonra asma yaprağına sarılmış enginarlar diziliyor.








İşte enginar dolmasının pişmeden önceki son hali. Üzerine 1 litreye yakın portakal suyu kondu ve ocağa yerleşti.









Bu da pişmiş hali. Süper oldu.








Bu da" İstifno Otlu Levrek" yapım aşaması. Gerçi biz burada panga balığı kullandık.









Biraz hızlı gittik ama  pişmiş ve servise hazır hali. İstifno otu pazarlarda bulunuyormuş ama yerine mayhoş  olmayan her ot kullanılıyormuş. Örneğin ebegümeci.








Çalışmamız sırasında. Nasıl dikkat kesilmişiz değil mi?








Sıra geldi "Korfu'dan Balık Yahnisi Spetsiota" yemeğini yapmaya. Alta soğanlar üzerine levrekler diziliyor.













Domatesler, patatesler, biberler dizildi.Üzerine tuz, karabiber ve zeytinyağı gezdirildi.








Üzeri folyoyla kaplandı. Başak şefim fırına koyuyor.








İşte muhteşem sonuç. Bu da hazır. Yapıyoruz biraz sonra oturup bir güzel yiyeceğiz. Gece saat 12 de bu kadar şeyi yiyince 3 e kadar boğazda yürümek zorunda kaldım o da ayrı . :))







İşte biraz sonra oturup şaraplarımız eşliğinde yiyeceğimiz yemeğin masası.








 Bu kadar muhteşem yemek tatlısız olur mu? Maria bize bu soruyu sorduğu zaman "Tabi ki Olmaz" dedik. O da Karidopito ( Selanik Tatlısı ) yapmayı öğretti bize. Yukarıdaki fotoda yumurtaların ve şekerin mikserde çırpılmasını görüyorsunuz. Bence püf noktası burası. Zira yirmi dakika falan  bu işlem devam etti. Yanındak kasede galeta unu sırasını bekliyor.








Daha birçok şey var tatlıyı oluşturan, tarifini başka bir gün paylaşacağım. Burada şerbeti dökülüyor.








Veeee işte mutlu son efendim. Her şey sofraya geldi ve yemeye başlıyoruz.




Mantarlı Kuzu Et Sote




Kuzu eti aslında riskli. Kuzunun ağır kokan bir cinsi var, ona rastlarsanız günlerce evden kokusu çıkmıyor. Onun için bizim eve pek girmez. Geçen gün Cevahir Migros et reyonunda her halinden bu konuda bilgili olduğu anlaşılan bir bayan, görevliye sorduğu bir çok sorudan sonra külbastı almaya karar verince, ben de almaya karar verdim. Aslında külbastı mangalda güzel olur ama bizim burada öyle bir olanağımız olmadığından soteyle yetinmek zorunda kaldık. İşin içine tereyağı da girince harika bir yemek oldu.


Malzemeler:


1/2 kilo külbastı
1 havuç
1 adet kuru soğan
1 adet sivri biber
8-10 adet mantar ( Ben konserve kullandım. )
2-3 adet domates
1 adet kırmızı biber
Kekik
Kimyon
Pul biber
Karabiber
Tuz










Tarif:


Eti, havucu, biberleri jülyen doğrayalım. Kuru soğanı iri iri keselim. Tavada tereyağını eritelim ve etleri tavaya alarak soteleyelim. Kuzu olduğu için hemen yumuşuyor. Soğan, havuç ve biberleri ekleyip iyice kavuralım.Küçük doğradığımız domatesleri ilave ederek beş dakika daha pişirelim. Gene irice doğradığımız mantarları da katarak iki üç dakika daha ocakta tutalım. Bahratlarını da koyup iki dakika sonra ocaktan alalım. Sıcak olarak servis yapalım.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Baharatlı Sıcak Elma Suyu ve Biberli Domatesli İç Bakla



Lezzet Dergi'sinden devam ediyorum. Tariflerinin çok da doğru olduğu söylenemez ama tecrübeyle değişiklikler yaparak ayarlayabiliyorum. Ama acemi olduğum yerde beni yarı yolda bırakıyor. Bugün bir de muhallebi yaptım bu dergiden gerçekten komik oldu. Verdiği ölçülerle 1/2 kaseyi ancak doldurdu. Bu elmalı içecek kafama yattı ama yıldız anason için bir sürü yer dolaştım ama sonunda buldum. normal anasonla kokusu aynı ama şekil farkı var. Üç gündür akşamları yatmadan önce bunu içiyorum bayağı rahatlatıyor. Anason kokusunun başka bir şeyi çağrıştırması da ayrı bir hoşluk. :)

Malzemeler:


1/2 litre su
1 elma
1 yemek kaşığı bal
1 çubuk tarçın
2-3 adet karanfil
2 yıldız anason
1 yemek kaşığı kuru üzüm


Tarif:


Elmaları yıkayalım ve tencereye alalım. Suyu ve malzemeyi ekleyip 10-15 dakika kaynatalım. Fincana koyalım ve afiyetle içelim. Üzümleri ve elmaları da yedim ben, çok güzeldi.


Biberli, Domatesli İç Bakla

İç bakla da tezgahlarda yerini aldı. Mevsimi çok kısa sürecek, değerlendirmek lazım. Aslında benim en sevdiğim şekli haşlayıp, zeytinyağı ve limonla içini emerek yemek. Bu tarif de tam bahar aylarına uygun hafif ve lezzetli.








Malzemeler:


4 adet domates
2 adet taze soğan
1 adet kırmızı biber
1 adet dolmalık yeşil biber
2 diş sarımsak
İstediğiniz miktarda iç bakla
1 limonun kabuğu ve suyu
1 yemek kaşığı sirke
Tuz
Maydanoz
Zeytinyağı


Tarif:

Domatesleri küp küp doğrayalım. Biberlerin çekirdeklerini ayıklayıp küçük küçük doğrayalım. Taze soğanları temizleyip dilimleyelim. Sarımsakları ezelim. Sarımsak, zeytinyağı, limonun suyu, rendelenmiş limon kabuğu, sirke ve tuzu bir kasede iyice karıştıralım. Domates, biber, haşlanmış bakla ve taze soğanı derin bir kaseye alarak karıştıralım. Zeytinyağlı sosu da ekleyip güzelce harmanlayalım. Servis tabağına aldıktan sonra maydanoz yapraklarıyla süsleyelim. Afiyet olsun.

25 Mayıs 2012 Cuma

Enginar Ezmesi



Enginar olayını biraz abarttık galiba. Bu tarifte Lezzet Dergisi'nden. Bu hafta aynı dergiden ikinci tarif, ikisi de süper. Yanılmıyorsam eskiden enginarın zeytinyağlısı, bir de kuzu etlisi yapılırdı. Ama sezonu çok kısa sürerdi. Artık neredeyse altı ay falan piyasada var. İnanılmaz faydalarını düşünürsek bu fırsatı maksimum seviyede değerlendirmemiz lazım. Ben de öyle yapıyorum. Bu da çok başarılı oldu. Deneyin derim.


Malzemeler:


4 adet soyulmuş enginar
2 diş sarımsak
1 çay kaşığı kimyon
Biraz limon suyu
Tuz, taze çekilmiş karabiber
Zeytinyağı






Tarif:

Enginarları kaynar suda yumuşayıncaya kadar haşlayalım, suyunu süzelim. Enginarı, soyulmuş sarımsağı, kimyonu robota alalım ve püre haline getirelim.Azar azar zeytinyağı ekleyerek biraz daha karıştıralım. Tuzunu koyalım. Ezmenin üzerini folyoyla kapatalım ve buzdolabında bir saat bekletelim. Servis yapmadan üzerine zeytinyağı gezdirelim ve taze çekilmiş karabiber serpelim. Sıcak pide veya ekmek üzerine sürülünce nefis oluyor. Afiyet olsun.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Tulum Peynirli Patlıcan Sarma




Tarif lezzet dergisinden. Dergilerden, gazetelerden bir tarifi yaparken çok dikkatli olmak gerekiyor. Mutlaka ya malzemenin birini yazmıyorlar ya da miktarlar tutmuyor. Ama bu tarif gerçekten müthiş çıktı. Dikkat ettiyseniz malzemeler de çok uyumlu. Bu arada bizim diyet yalan oldu tariflerden anladığınız üzere. :)) Sabahtan akşama kadar çok başarılı bir şekilde diyet kurallarına uyuyorum ama akşam yemekle beraber bir başlıyorum yatıncaya kadar. Normal insanlar gibi onbir oniki gibi yatsam gene fazla sorun değil de saat üçlere kadar oturunca, bu abur cubur yeme olayı da devam ediyor. :) Neyse size hararetle tavsiye ediyorum, patlıcanın, domatesin, taze sarımsağın, reyhanın pazarlarda bollaştığı şu sıralar da bunu pişirin, bana dua edin. ( Hem de kandil çifte sevaba girin). :))


Malzemeler:


2 patlıcan

1/2 çay bardağı tulum peyniri
1/2 çay bardağı lor peyniri
1 su bardağı bulgur
Taze nane
Tuz, karabiber









Sosu İçin:

1/4 çay bardağı zeytinyağı
1 orta boy kuru soğan
2 diş sarımsak
3 adet domates
1/2 su bardağı su
2 dal reyhan
Tuz, karabiber







Tarif:

Bulgurun üzerini biraz geçecek kadar kaynar su koyup, bulgur pişinceye kadar ocakta tutalım, biraz demlendirelim ve iyce süzelim. Tulum peynirini, lor peynirini, bulguru, taze naneyi ve karabiberi bir kaseye koyup iyice karıştıralım.
Sos için, soğan ve sarımsakları temizleyerek ince ince doğrayalım. Domatesleri küp küp keselim. Zeytinyağını tavaya alıp ısıtalım, soğan ve sarımsağı ekleyip kavuralım. Domatesleri de ekleyip kavurmaya devam edelim. Suyu da koyup biraz pişiralim. Kıyılmış reyhanı serpiştirip karıştıralım ve sosu ocaktan alalım.
Patlıcanları soyup yıkayalım ve kurulayalım. Uzunlamasına dilimlere ayıralım ve kıgın yağda kızartıp, kağıt havlu üzerine çıkaralım. Bir tatlı kaşığı kadar peynirli harçtan patlıcan diliminin uç kısmına koyalım ve rulo şeklinde saralım. Fırın tepsisine dizelim. 200 derece fırında onbeş dakika pişirelim. Yanında sosuyla beraber servis yapalım. Afiyet olsun.
Not:  Patlıcanları ben alacalı soydum, tamamen soymak gerekiyormuş, çünkü fırında siyah kısımları kuruyor.

Kandiliniz kutlu olsun.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Çilek Soslu Tatlı





Bu tatlıyı bloğa koymayacaktım, onun için yapım aşamasında fotograf çekmedim. Ama görüntüsü güzel olunca, tadı da aynı şekilde, yazmaya karar verdim. Tatlı konusunda acemi olduğumu defalarca söylemiştim. Biraz başarıyı yakalayınca çok mutlu oluyorum. :)) Bir de ertesi günü tam olarak sosunu çekti, muhallebisi de iyice sertleşti ve daha güzel oldu. Çileğin bu taraflarını da yeni keşfettim. Birkaç tarif daha buldum çilekle ilgili, onları da yaparsam yazacağım.



Malzemeler:


1 paket kedidili bisküvi
3/4 bardak süt


Kreması İçin:


1 litre süt
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı şeker
1 limonun rendesi


Üzerine:


250 gram çilek
1/4 limonun suyu
1/4 su bardağı toz şeker


Tarif:


Bisküvileri dikdörtgen bir cam  kaba dizelim. Üzerine sütü gezdirelim.
Krema malzemesini tencereye alalım ve tel çırpıcı ile orta ateşte karıştırarak pişirelim. Ocaktan alalım ve hafif ılınınca bisküvilerin üzerine dökelim.
Çilekleri ayıklayıp, iyice yıkayalım ve robottan geçirelim. ufak bir tencerede limonsuyu ve şekerle beraber bir dakika kaynatalım ve soğumasını bekleyelim. Soğuduktan sonra tatlının üzerine dökelim. Buzdolabında bir gün beklettikten sonra soğuk olarak yiyelim. Afiyet olsun.



22 Mayıs 2012 Salı

Levrek Şinitzel






Kışın hemen her gün balık yedikten sonra birdenbire tezgahlar boş kalınca ilk başta biraz ara verelim de özleyelim diye düşünmüştüm ama daha fazla bekleyemedim ve dün kesin balık almak niyetiyle çıktım çarşıya. Bizim burada tezgahlarda yok, kafaya taktım ya, atladım metroya Cevahir Migros'a gittim. Başka çeşitlerde vardı ama levrekten başkasını gözüm tutmadı. Levreği görünce de aklıma yukarıdaki tarif geldi. Yazmıştım defterime, ikide bir bakıyordum ama hiç yapmamıştım. Dün yedikten sonra bu zamana kadar niye yapmadığımı anlayamadım. Netice mükemmel. Diyebilirim ki hayatımda yediğim en lezzetli balıktı. Yemeğe gelen çok değer verdiğiniz bir misafirinize sadece yanında bir salatayla harika bir ziyafet olur. Bu kadar iddialıyım yani. :))




Malzemeler:




1 büyük levrek fileto ( kılçıkları da çıkacak )
300 gram kadar ıspanak
2-3 adet çeşitli renkte biberler
1 yumurta
1 su bardağı galeta unu
1 su bardağı un
1/2 demet maydanoz
Kekik, karabibber, pulbiber, nane
1.5 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı zeytinyağı
Tuz, karabiber



Patates Püresi İçin:


3 adet papates
1 çorba kaşığı tereyağı
1/2 su bardağı süt
1 tutam muskat
1/4 demet dereotu
Tuz, karabiber









Tarif:

Püre için patatesleri yıkayalım, haşlayalım, soyalım. Ben bütün püre malzemesini robota koydum, hamur yoğurma aparatını takıp iki dakika çalıştırdım. :) Süper oldu.
Ispanakları çok iyi yıkayıp ayıkladıktan sonra doğruyoruz ve yağsız olarak tavada çok az kavuruyoruz. Tuz ve karabiberini koyup ocaktan alıyoruz. Renkli biberlerimizi yıkayıp küçük küçük doğruyoruz. 1 çorba zeytinyağı ile biraz kavuruyoruz.
Kıyılmış maydanoz, galeta unu ve baharatları iyice karıştırıp yayvan bir tabağa alıyoruz. Un ve çırpılmış yumurtayı da ayrı ayrı tabaklara alıyoruz.
Balık filetoları tuzladıktan sonra una buluyoruz. Arkasından çırpılmış yumurtaya ve baharatlı karışıma bulayıp tereyağında kızartıyoruz. kağıt havlu üzerine çıkarıyoruz.
Servis tabağına önce patates püresini yayıyoruz, kavrulmuş ıspanağı be biberleri koyuyoruz. Üzerine tereyağında kızarttığımız balıkları yerleştiriyoruz. Afiyet olsun.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Fırında Yoğurtlu Sebze




Aslında sağlıklı bir yiyecek gibi görünse de, yumurta ve kaşar peyniri ile diyete pek uygun değil. Ama çok lezzetli olduğu kesin. Zaten ben fırın yemeklerini çok seviyorum. Bu tarifi nereden aldığımı hatırlamıyorum ama defterimde yanında dört yıldız var. Bu da denenmiş ve başarılı bulunmuş anlamına geliyor. Gerçekten bu akşam da çok sevdik. Ama öncesinde muhteşem bir balık yemeği vardı, onun için bundan fazla yiyemedik. Balık tarifini de yarın paylaşacağım sizinle.


Malzemeler:

6 patates
2 havuç
200 gram kadar ıspanak
25o gram brokoli  ( Ben brokoli bulamadım, karnıbahar kullandım )
1.5 su bardağı yoğurt
4 yumurta
1 su bardağı kaşar peyniri
Tuz, karabiber







Tarif:

Patatesleri haşlıyoruz, biraz diri kalsın. Soyuyoruz ve yuvarlak dilimler halinde kesiyoruz.
Havuçları kazıyıp, yuvarlak doğruyoruz, haşlıyoruz.
Brokoliyi de çiçeklere ayırıp, diri kalacak şekilde haşlıyoruz.
Ispanağı ayıklayıp, çok iyi yıkıyoruz ve ince ince doğruyoruz.
Isıya dayanıklı bir fırın kabının içini yağlayarak, patateslerin yarısını altına diziyoruz. Üzerine ıspanakları, brokoli ve havuçları yayıyoruz.










Kalan patatesleri en üste diziyoruz. Tuz ve karabiberini ayarlıyoruz.









Yoğurt ve yumurtaları çok iyi çırpıyoruz. Bu karışımı sebzelerin üstüne döküp rendelenmiş kaşar peynirini serpiyoruz.180 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun.

Yeraltı Günlükleri - GREGOR Suzanne Collins



Suzanne Collıns tiryakilik yaratıyor. Açlık oyunlarının birinci kitabını okumaya ilk başladığımda büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Kitapçılarda bilim-kurgu etiketi altında satılıyor ama bilimle ilgisi yok. Doğa üstü olaylarla fantastik bir hikayeydi. Benim hiç sevmediğim bir tarzdı ama başladığım bir kitabı yarım bırakmayı istemediğimden okumaya devam ettim. Aslında saçma ve olmayacak olaylar ama insan öyle bir kaptırıyor ki kendini, nasıl olduğunu anlamadan ikinci ve üçüncü kitabı da okudum. Kehanetler serisi de Suzanne Collins'in beş kitaplık serisi. Collins'in burcu herhalde balık. İnanılmaz bir hayal gücü. Bu seride Collins fantastik bir dünya inşa ediyor. Bu dünyada insanlar ve dev hayvanlar var. Hamamböcekleri bile dev. 5 kitaptan oluşuyor set, yukarıda beşinci kitap görünmüyor. Kitabın size kazandıracağı pek bir şey yok ama emin olun işi gücü, dizileri bile bırakıp okuyacaksınız. :))

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Çiriş Salatası

 


17 sene Bodrum'da yaşayan bir olarak çarşıda pazarda ot görünce dayanamıyorum. Çirişi de pazarda görünce ilk önce resmini çektim, sonra adını öğrendim ve de tabi ki aldım. :) Eve gelince internete girip detayları öğrendim. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yetişirmiş. Sivas'ta kuzu kulağıyla beraber yağlı ve soğanlı pişirirlermiş." Çirişli bulgur" Bayburt'ta çok ünlüymüş. Yanında kavurma ile yiyorlarmış. Doğunun ünlü otlu peynirinin ana otu çirişmiş. Zaten yerken tanıdık gelmişti. :)) Doğuda çiğ olarak da yiyorlarmış. Salatası, pırasa gibi pirinçle yemeği, yumurtayla kavurması pişirme şekilleri. Tabi biz bunlar arasında rakıya en uygun olarak salatasını seçtik. :) Gerçekten çok değişik bir kokusu ve tadı var. Sarımsak çok yakıştı.







Çirişin tezgahtaki hali efendim. Bu aşamada daha hakkında bir şey bilmiyorum. hatta pırasayı ayıklamışlar da çöpleri falan diye düşündüm. :)

Malzemeler:

1/2 kilo çiriş
2 diş sarımsak
1 limonun suyu
zeytinyağı
Tuz, karabiber
Yoğurt ( olmasa da olur bence )


Tarif:

Ayıklaması çok kolay. Dıştan bir sırayı atıyoruz, ( pırasa ayıklar gibi ) iki santimetre boyunda doğruyoruz. Çok iyi yıkıyoruz.
Tencerede suyu kaynatıyoruz, içine biraz tuz atıyoruz, çirişleri de koyup haşlıyoruz. Üç dakikada falan haşlanıyor. Çıkardıktan sonra hemen buzlu suya atıyoruz. On dakika kadar bekletiyoruz.












Buzlu sudan çıkardıktan sonra iyice süzüyoruz ve servis tabağına alıyoruz.









Bir kasede ezilmiş sarımsak, zeytinyağı ve limon suyunu karıştırıyoruz ve salatamızın üzerine gezdiriyoruz. İstersek yanında yoğurt ile servis edebiliriz. Afiyet olsun.








19 Mayıs



Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun. Teşekkürler Ata'm.